Köşe yazarları

Gelin Geleceğimize Sahip Çıkalım


Referandum önümüze konuldu, 16 Nisan’da sandık başına gideceğiz. Bu referandum halkın isteği ile gündeme gelmiş değil. Bu biliniyor.

Adı üzerinde referandum bu, seçim değil. Referandumda partiler oylanmayacak. Sadece tercihte bulunulacak. Yapılacak tercih ile demokrasinin biçimi belirlenecek.

Ancak referandum geçimi de elbette çok yakından ilgilendiriyor. Örgütlü birçok kesim referanduma ilişkin ekonomik en çok da demokratik kaygılarını dile getirdi. Tercihlerinin ne olacağı ve ne olması gerektiği konusunu kamuoyu ile paylaştılar. Paylaşmaya daha da devam ediyorlar hala.

Çiftçiler de, örgütleri Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu aracılığıyla “Çiftçiler Neden Hayır Diyor” başlığıyla nedenlerini kamuoyu ile paylaştı.

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’nun açıklamasından bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Konfederasyon açıklamasında;

* Bugüne değin ürün fiyatlarının maliyetlerin altında belirlendiğini, bu yüzden çiftçilerin iflas ettiğini, üretemediğini,

* Çiftçilerin borç batağında debelendiğini,

* Uygulanan yanlış tarım politikalarından dolayı kazanamadıklarını, zarar ettiklerini, bu yüzden başta elma üreticilerinin ağaçlarını, üzüm üreticilerinin asmalarını söktüğünü,

* Kırsalda uygulanan politikalarla birlikte ekolojik tahribatın arttığını, artan ekolojik tahribat ölçüsünde ürün kalitesinin bozulduğunu, çoğu yerlerde ekolojinin bozulmasına bağlı olarak ürün yetiştirme olanağının ortadan kalkmaya yüz tuttuğunu,

* Temel gıda maddesi buğday ve bakliyatta ithalatçı duruma gerilediğinin rakamlarını,

* Şekerpancarı ve pamukta uygulanan düşük fiyatın yükselen üretim girdilerini karşılayamadığını,

* Ekim alanlarının daraldığını,

* Tarımda üretici çiftçi sayısının azaldığını, üretimden caydığını,

* Çaykur’un Varlık Fonu’na devri ile çay fiyatlarının düşeceğini, fabrika çalışanlarının ücretlerinin artırılmayacağını, fabrikaların tamamen özelleştirilmesi ihtimalinin güçlendiğini, bu nedenle çay üreticilerinin endişelerinin arttığını, Doğu Karadeniz çiftçilerinde tedirginliğin diz boyunu aştığını,

* Meyvecilerden narcıların bu yıl narlarını bile toplayamadığını,

* Fındıkçıların ürünlerine yok pahasına el konulduğunu,

* Narenciye, portakal, mandalina ve domateslerin yollara döküldüğünü,

* Süt fiyatlarının yerinde saymasının hayvancıların; et fiyatının yükselmesinin ise halkın kâbusu haline gelmiş olduğunu,

* Desteklerin azlığı, kredi borcunun çokluğunun çiftçilerin psikolojini bozduğunu, üretim yapmaktan bezme haline getirdiğini, kamuoyu ile paylaştılar.

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu daha birçok sorunun altını çizmiş paylaşımında. Bunların hepsini burada aktarmak elbette ki güç, mümkün de değil. İsteyenler karasaban.net <http://karasaban.net> e girerek bilgilenebilir. Konfederasyon yönetimi bu paylaşımlarında çok net bir biçimde;

“Toprağımız, tohumumuz, suyumuz ve üretme hakkımız için HAYIR!

Şirketlerin önün açılmasına, haklarımızın, topraklarımızın, sularımızın, tohumlarımızın gasp edilmesine HAYIR!” diyorlar.

Ve ekliyorlar;

* Çiftçilik mesleğimizi devam ettirebilmek için,

* Ürettiğimiz ürünlerin değerinde satılmasını sağlayabilmek için,

* Toprağımızı kredi borçları yüzünden satmak zorunda kalmamak, haklarımızı daha da geliştirmek için,

* Geleceğimize sahip çıkmak için,

Gelin Referandumda “HAYIR!” diyelim diye meslektaşlarına çağrıda bulunuyorlar.